Karın çevresi, Abdominal Circumference

Gebeliğin haftasına göre ultrasonda fetusla ilgili farklı ölçümler yapılır (Obstetrik ultrasonografi). Bu ölçümler fetusun kaç haftalık olduğunu, tahmini ağırlığının kaç gram olduğunu, gelişiminin normal sınırlar içinde olup olmadığını, gelişme geriliği veya bir anomali olup olmadığını, amniyon suyunun normal miktarda olup olmadığını (ASİ ölçümü), plasentanın durumunu vb. anlamamıza yarar. Bebeğin amnion sıvısının ölçümü hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayrak ulaşabilirsiniz.

Gebelik oluştuktan ve rahim içerisine yerleştikten hemen sonra ultrasonla izlenemez. Ultrasonla izlenebilmesi için rahime yerleştikten sonra gebeliğin 1-2 hafta büyümesi gerekir. Gebelik büyüdükçe kandaki gebelik hormonu yani B-HCG giderek artar. Kanda B-HCG düzeyi yaklaşık 1500’e ulaştığında yani 4 buçuk – 5 haftalık gebelik olduğunda transvajinal ultrason ile gebelik kesesi görülebilir. B-HCG düzeyi 2000-3000 düzeylerine vardığında yani 6 haftalık gebelik olduğunda gebelik kesesi transabdominal (karından) ultrasonda da izlenebilir.

Gebelikte ultrasonla ölçülen değerler:

GS (Gebelik Kesesi, Gestasyonel Sac): En erken olarak transvajinal ultrasonda gebelik 4 bucuk -5 haftalık olduğunda görülebilir. Karından yapılan ultrasonda gebelik 6 haftalık olduğunda görülebilir. GS’ye göre gebeliğin kaç haftalık olduğunun belirlenmesi tavsiye edilmez bunun yerine CRL ölçümü daha kullanışlıdır. GC yani gebelik kesesi düzensizse yani yuvarlak izlenmiyorsa gebeliğin düşükle sonuçlanma riski artmıştır. Gebelik kesesi çok küçük ise içerisinde ebmriyo görülmez sadece kese şeklinde izlenir. Gebelik kesesi 1 cm boyuta ulaştığında içerisinde yolk kesesi izlenir, 1.5 cm boyuta ulaştığında içerisinde embriyo da izlenebilir.
YS (Yolk kesesi, Yolk sac): Plasenta gelişmeden önce anne ve bebek arasındaki madde değişimini sağlayan yolk kesesidir. Gebelik kesesi 1 cm boyuta ulaştığında içerisinde yolk kesesi görünür hale gelir. Gebelik kesesinin kenarında ufak bir kese şeklinde izlenir. Gebelik kesesi 1 cm’den fazla büyüklüğe varmasına rağmen yolk sak görünmüyorsa bu gebeliğin düşükle sonuçlanma riski artmıştır. Aynı şekilde yolk sac 6 mm’den fazla büyümüşse bu da yine gebeliğin düşükle sonlanacağını gösterir.

CRL (Baş-Popo Ölçümü, Crown-Rump Length ): Bebeğin poposundan kafasının en üstüne kadar olan uzunluk ölçülüri. Özellikle erken gebelik haftalarında (7-13 haftalar arasında) ölçülür ve bu haftalar arasında yapılan CRL ölçümü gebeliğin kaç haftalık olduğu konusunda çok iyi fikir verir. Gebeliğin ilerlediği aylarda bebeğin gelişiminin normal olup olmadığı bu eken haftalarda yapılan CRL öçlümüne göre karşılaştırılır, bu açıdan erken döneme yapılan bu ultrasonlar doğuma kadar dikkatle saklanmalıdır.
BPD (Biparietal Çap, Biparietal Diameter): Kafanın sağ ve sol tarafındaki parietal kemik denen kemikler arasındaki mesafe yani kafanın enlemesine büyüklüğü ölçülür. 13 haftadan sonraki ultrasonlarda kullanılır. 13 haftada yaklaşık 2.4 cm uzunlukta iken doğum zamanı 9.5 cm uzunluğa kadar ulaşır. Erken gebelik aylarında yapılan BPD ölçümleri de gebelik haftası hakkında ve ileriki güncellemeler hakkında önemli fikirler verebilir.

HC (Kafa Çevresi, Head Circumference): BPD gibi fetusun kafa büyüklüğü ve buna göre gebelik yaşı konusunda fikir verir. özellikle kafa şekli normal olmayan fetuslarda BPD yanıltıcı olabileceği için HC önemlidir.
FL (Femur uzunluğu, Femur length): Vücuttaki en uzun kemik olan uyluk kemiğinin boyunun ölçümüdür. 14. hafta civarında 1.5 cm uzunlukta iken doğuma yakın 7.5 cm civarına ulaşır. Aynen BPD gibi erken gebelik aylarında yapılan FL ölçümleri de hem gebelşk haftasını belirlemek açısdından hem de ileri de yapılacak güncellemeler açısından değerli bilgiler verebilir.

AC (Karın çevresi, Abdominal Circumference): Özellikle fetusun tahmini ağırlığını ölçme konusunda faydalıdır. Seri takiplerle fetusun büyümesi konusunda fikir verebilir fakat güncelleme yapmak için kullanılmaz.
Tahmini Fetus Ağırlığı (TFA) (EFW): Fetus ölçümlerinden BPD, FL ve AC ‘yi kullanarak bilgisayar bir formülle tahmini fetus ağırlığı sonucunu verir. Bu sonuç tahminidir bundan 500 grama kadar hata payı olabilir, gerçek ağırlığın daha az veya fazla olması mümkündür. Deyaylı bilgi >>
NT (Fetal Ense Kalınlığı, Nuchal Translucency): Ultrasonografide fetusun boynunun arka kısmında koyu renkli olarak görünen kısmın kalınlığını ifade eder. 11 hafta 1 gün ile 13 hafta 6 gün arasındaki gebelere uygulanır. Bu konu ayrı bir başlık altında detalıca anlatılmıştır. Burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.

Kapalı spina bifida (Okkült form)

SPİNA BİFİDA – MENİNGOSEL – MENİNGOMYELOSEL
Anensefali ve spina bifida “NÖRAL TÜP DEFEKTİ” denen anomali grubunu oluştururlar. Nöral tüp defektleri 1000 doğumda 1-2 oranında görülürler. Bu anomalileri önlemek amacıyla her gebe gebelikten önce başlayarak gebeliğin 3. ayı bitene kadar günde 0.4 mg folik asit denen vitamini kullanmalıdır. Folik asit kullanımı ile nöral tüp defekti görülme sıklığı azalır.

Spina Bifida: Embriyolojik gelişim sırasında sırttaki omurilik sinir dokusunun korunmasını sağlayan omurga kemikleri ve ek dokuların gelişmesindeki sorun nedeniyle omurilik ve çevresindeki zarların dışarıya fıtıklaşması durumudur. Omurga kemikleri ve üzerinde bulunan cilt dokularında açıklık vardır, bu açıklıktan dışarıya omurilik fıtıklaşır. Halk arasında bebeğin belinde açıklık olnası şeklinde tabir edilir.

Doğumsal kusurun derecesine göre farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Kapalı spina bifida (Okkült form): Sadece omurgada açıklık vardır ve açıklığın üzeri cilt altındaki yumuşak dokular ve cilt ile örtülüdür, vücut dışına fıtıklaşma olmaz. Defektin üzerindeki cildin koruyucu etkisi nedeniyle enfeksiyon riski yoktur ve genelde bebeklerde herhangi bir probleme neden olmaz. Defektin olduğu bölgedeki cilt üzerinde pigmentasyon, çöküntü ve cilt altı lipom bulunabilir.

Açık spina bifida: Burada omuriliğin üzerindeki omurga, cilt altı dokular ve cilt tamamen açıktır ve bu açıkıktan dışarıya omurilik zarı ve omurilik fıtıklaşmıştır. Doğum açık sinir dokularının travmatize olmaması için sezaryen ile önerilir. Açıklık ince meningeal membran ile kaplı olabilir buna meningosel denir. Bu meningosel kesesinin içerisinde sinir dokusu da bulunursa meningomeyelosel denir.

Tedavi ve ameliyat:
Genellikle doğumdan sonra 1-2 gün içerisinde ameliyatla açıklık düzeltilmeye çalışılır. Meningoselde meningomyelosele göre düzeltme ameliyatları daha başarılırdır, ameliyatlara rağmen özellikle meningomyeloselde sekel kalabilir. Açıklığın yeri ve büyüklüğü bebeğin akıbetini etkiler. Ölüm oranı yüksektir ve yarıya yakını 7 yıldan az yaşar. Yaşayanların çoğunda ise felç ve idrar kaçırma, nöbet geçirme gibi problemler izlenir. Hidrosefali de mevcutsa zihinsel gelişim gerikalabilir. Hidrosefali varlığında şant ameliyatı gerekebilir.

Tanı:
Anensefalide olduğu gibi açık spina bifida’da da anne kanında MS-AFP düzeyi artar. Kapalı spina bifida da bu artış izlenmez. MS-AFP 16-20 haftalarda tek başına bakılabilir veya üçlü veya dörtlü test MS-AFP yi de içerdiği için bu testlerle birlikte değerlendirilmiş olur. MS-AFP düzeyindeki artış ve ultrason tanıda çok faydalı tetkiklerdir. MS-AFP düzeyi yüksek izlenmesine rağmen ultrasonografide spin bifida izlenememesi durumunda genellikle amniosentez ile alınan amnion sıvısında MS-AFP ve Asetilkolinesteraz (ve kromozom analizi çalışılabilir) düzeyleri bakılarak tanı konmaya çalışılır. Kapalı spina bifida genellikle ultrasonda görülemez, açık spina bifida ise genellikle 3.-4. aydan sonra ultrasonda görülebilir.
EK BİLGİLER:
– Nöral tüp defektli bir bebek sahibi olan annede bunun sornaki gebeliklerde tekrarlama riski yaklaşık %3-4 kadardır. Folik asit kullanıldığında bu risk %1’e iner.
– Nöral tüp defektleri sıklık sırası: Spina bifida, anensefali, ensefalosel
– Embriyonal dönemde nöral tüpün kapanması fertilizasyondan sona 28. günde tamamlanır.
– Nöral tüp defekti riskinin yüksek olduğu kromozomal anomaliler: Trizomi 13, Trizomi 18
– Nöral tüp defekti ile ilişkili sendromlar: Meckel- Grrubel sendromu (ensefalosel), Joubert sendromu, Jarcho-Levin sendromu, Roberts sendromu, HARDE (Hidrosefali, ağrı, retinal displazi, ensefalosel)
– Valproik asit, karbamezapin, kumadin, efavirens, talidomid gibi ilaçlar gebelik sırasında kullanılırsa nöral tüp defektine neden olabilir.
– Gebelik sırasında hipertermi maruziyeti anensefaliye neden olabilmektedir.
– Pregestasyonel diabet olan gebeliklerde nöral tüp defekti riski artmaktadır.

Tek umblikal arter olmasının önemi nedir

TEK UMBLİKAL ARTER (BEBEĞİN KORDONUNDA TEK ATARDAMAR BULUNMASI)
GÖBEK KORDONUNDA TEK ATARDAMAR BULUNMASI
(Single Umbilical Artery – SUA)

Normalde göbek kordonunda (umblikal kord, funis) 3 adet damar bulunur. Bunlardan ikisi umblikal arter yani atardamardır. Biri de umbikal ven yani toplar damardır. Fetusun ilk oluşma evrelerinde aslında sağ ve sol 2 adet umblikal ven vardır ancak sağ umblikal ven kaybolur ve sadece sol umblikal ven kalır.

Normalde insan vücudunda atardamarlar (arterler) temiz kan yani oksijen ve besinden zengin kan taşırlar, toplar damarlar (venler) kirli kan yani karbondioksit ve atık maddeler içeren kan taşırlar. Fetusun göbek kordonunda bu durum tam tersinedir. Umblikal arterler kirli kanı fetustan plasentaya doğru taşır, umblikal ven temiz kanı plasentadan fetusa taşır. Tek umblikal arter denen durumda göbek kordonunda bir umblikal arter bir de umblikal ven bulunur.

Tek umblikal arter bulunmasına tüm tekil doğumların %1’inde, ikizlerin %5’inde rastlanır. Bu durumun neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir.

Hangi durumlarda daha sık görülür?
– Annede diabet ve preeklampsi varlığında
– Olgihodramnios, polhidramnios varlığında
– Kromozomal anomali olan gebelikler
– İkiz gebelikler
– Kız bebeklerde daha sık rastlanır
– İkiz gebeliklerde daha sık rastlanır
– Anne yaşının ileri olması
– Multiparite

Tanı:
Ultrasonda gönek kordonunda 3 yerine 2 damar görülmesi ve arterin normalden büyük izlenmesi ile tanınabilir. Renkli Doppler ultrason ile tek bir arter olduğu görülebilir ve fetusun mesanesinin sadece bir yanında arter olduğu izlenir.

Tek umblikal arter olmasının önemi nedir?
Tek umblikal arter bulunan fetusların %20-30’una diğer bir takım anomalilerin de eşlik ettiği bildirilmiştir. Bunlar kalp anomalileri, sindirim sistemine ait anomaliler, böbrek ve beyin anomalileri gibi çeşitli anomaliler olabilmektedir. Tek umblikal arterle en çok birlikteliği izlenen kromozomal anomali trizomi 18’dir. Bu anomalilere bağlı doğumdan önce veya sonra ölüm %10-20 oranında görülmektedir. Gebelik sırasında fetusların %15-20’sinde gelişme geriliği izlenir.
Tek umblikal arterde düşük ve erken doğum riski de artmıştır.
Tek umblikal arter bulunan fetusların yarıya yakını tamamen sağlıklı ve hiçbir anomali olmadan doğmaktadır.

Gebeliğin takibi:
Gebelik sırasında tek umblikal arter saptandığında mutlaka başka anomalilerin de eşlik edip etmediğini araştırmak gerekir. Fetal ekokardiyografi yapılmalıdır. Başka anomalilerin eşlik ettiği saptanırsa kromozomal anomali araştırması için amniyosentez ile fetal kromozomal inceleme yapılabilir. Başka anomali saptanmadığında kromozomal anomali olma riski düşük olmasına rağmen aile ile bu risk tartışılarak amniosenteze karar verilebilir. Fetus gelişme geriliği oluşması açısından ultrason ölçümleri ile takip edilmelidir. Doğumdan sonra “böbrek” anomalilerini araştırmak için ultrason yapılması önerilir.

Yarık dudak- damak ile doğan bebekler

YARIK DAMAK – DUDAK
Yarık damak – dudak bebeğin anne rahmindeki gelişimi sırasında yüz bölgesindeki yapıların birleşiminde gerçekleşen kusurlardan dolayı oluşur. 700-1000 gebelikten 1’ inde görülür. Dudak ve damak yarığı ayrı ayrı olabileceği gibi beraber de olabilir. Bu durumun kesin bir nedeni olmamakla birlikte genetik faktörler , çevresel faktörler , sigara-alkol, gebelik sırasında kullanılan bazı ilaçlar , enfeksiyonlar , folik asit ve B vitamin eksikliği gibi nedenler bu duruma yol açabilir.

Yarık dudak- damak ile doğan bebeklerin bir kısmında başka bir takım vücut anormallikleri de birlikte olabilir. Bu nedenle bu bebeklere doğumdan sonra ayrıntılı bir fizik muayene yapılmalıdır.

Yarık dudaklı bebekler ciddi bir sıkıntı ile karşılaşmadan meme emerek normal bir şekilde beslenebilir. Ancak yarık damaklı bebeklerin beslenmesinde sorun vardır. Bu bebekler meme emmekte zorluk çekerler ; emme sırasında bebeğin hava yolları tıkanabilir; sütün boğazına kaçması veya emdiği sütün burnundan akması gibi durumlarla karşılaşılabilir.
Yarık damaklı bebekleri beslemede en uygun yöntem annenin memesinden sağılan sütün yumuşak bir biberonla bebeğe verilmesidir. Bu çocuklarda çok sık üst solunum yolu enfeksiyonları , orta kulak iltihabı görülebilir . Bu durumlarda kulak burun boğaz uzmanlarınca tedavi alınması sağlanmalıdır.

Dudak yarığı 2,5-3 aylıkken , damak yarığı 6 ay – 1 yaş arasında iken ameliyat edilmelidir. Dudak-damak yarığı birlikteyse dudak yarığı 3. ayda , damak yarığı 1 yaşında ameliyat edilmelidir.

Damak yarığı olan çocuklarda konuşma bozukluğu olabileceği için bu çocuklar mutlaka konuşmaya başlamadan önce ameliyat edilmelidir. Ameliyat sonrası çocuklara konuşma terapisi gerekebilir bu durumlarda konuşma terapistlerinden yardım alınır.